İtalyan futbolunun zirvesinde taşlar yerinden oynamaya devam ederken, Juventus için son haftalar adeta bir kabus senaryosuna dönüştü. İstanbul’un dondurucu soğuğunda, RAMS Park’ın cehennemi andıran atmosferinde alınan 5-2’lik Galatasaray mağlubiyeti, sadece bir skor tabelası hayal kırıklığı değil, aynı zamanda bir kimlik bunalımının da habercisi oldu. Luciano Spalletti’nin öğrencileri, Şampiyonlar Ligi playoff ilk turunda ilk yarıyı önde kapatmalarına rağmen ikinci devrede yaşadıkları akılalmaz çöküşle Avrupa defterini henüz kapanmadan ağır bir yara aldılar. Şimdi ise takvimler 1 Mart 2026’yı gösterirken, siyah-beyazlı ekip için Serie A’nın 27. haftasında çok daha kritik bir sınav başlıyor: Roma deplasmanı.
Juventus’un son dönemdeki performansı incelendiğinde, sorunun sadece taktiksel değil, aynı zamanda ciddi bir zihinsel kırılganlık olduğu göze çarpıyor. Galatasaray karşısında Teun Koopmeiners’ın parıltılı oyunuyla elde edilen avantajın, ikinci yarıda bireysel hatalar ve kırmızı kartla nasıl eriyip gittiği hala spor kamuoyunun ana gündem maddesi. Ancak Spalletti’nin dinlenmeye vakti yok. Stadio Olimpico’da kendisini bekleyen atmosfer, İstanbul’dan çok daha tanıdık ama bir o kadar da acımasız olacak. Kendi eski evi olan bu stadyumda, bu kez ligin en formda takımlarından birine karşı hayatta kalma mücadelesi verecek.
Juventus savunması, tarihsel olarak disiplini ve aşılması güç yapısıyla bilinirdi. Ancak son 15 günde yaşananlar, bu imajın yerle bir olmasına neden oldu. Önce Inter karşısında San Siro’da alınan 3-2’lik mağlubiyet, ardından İstanbul’da yenen 5 gol, Spalletti’nin savunma kurgusunu sorgulatıyor. Bu iki maçın ortak noktası ise sadece yenilen toplam 8 gol değil, aynı zamanda her iki kritik karşılaşmada da takımın 10 kişi kalması. Pierre Kalulu’nun Inter maçındaki hatası ve Juan Cabal’ın Galatasaray maçındaki sorumsuzluğu, Juventus’un saha içi disiplinini kaybettiğinin en somut kanıtları.
Savunma hattındaki bu dengesizlik, özellikle rakip takımların ikinci yarılardaki baskısına karşı Juve’nin reaksiyon verememesine yol açıyor. Spalletti’nin geriden oyun kurma inadı, Noa Lang gibi hızlı kanat oyuncularına sahip takımlar karşısında büyük riskler doğuruyor. Roma teknik direktörü Gian Piero Gasperini’nin de bu zayıflığı fark etmemesi imkansız. Gasperini’nin yüksek tempolu ve adam adama markaja dayalı sistemi, Juventus’un savunma oyuncularını maçın her anında hata yapmaya zorlayacaktır. Eğer Gleison Bremer’in sakatlık durumu ciddiyetini korursa, Spalletti’nin elinde başkentten puan çıkarmak için çok kısıtlı bir seçenek kalacak.
Luciano Spalletti için Roma maçları hiçbir zaman sadece üç puandan ibaret olmadı. Kariyerinin en parlak dönemlerinden bazılarını geçirdiği başkentte, bu kez bir “kurtarıcı” değil, yaralı bir devin lideri olarak sahaya çıkacak. Roma taraftarlarıyla olan karmaşık ilişkisi ve Giallorossi camiasındaki izleri, bu karşılaşmanın gerginliğini bir kat daha artırıyor. Karşısında ise ligin 46 puanlı, savunma disipliniyle parmak ısırtan ve Gasperini ile yeni bir kimlik kazanan Roma’sı var. Sezonun ilk yarısında Juventus, Torino’da rakibini 2-1 mağlup etmeyi başarmıştı; ancak o günden bu yana iki takımın form grafiği zıt yönlerde ilerledi.
Roma, bu sezon iç sahada adeta bir kale gibi korunuyor. Paulo Dybala’nın eski takımı Juventus’a karşı duyduğu ispat çabası, Matias Soule’nin siyah-beyazlı altyapıdan yetişmiş bir yetenek olarak sergileyeceği performans, maçı taktiksel bir savaştan çok psikolojik bir savaşa dönüştürüyor. Gasperini, Juventus’un yaşadığı travmayı kullanarak maça baskılı başlamayı hedefleyecektir. Spalletti’nin ise bu duygusal ve fiziksel baskı altında takımı nasıl sakin tutacağı, maçın sonucunu belirleyen ana faktör olacaktır.
Juventus’un bu sezon yaşadığı en büyük handikaplardan biri şüphesiz gol yollarındaki kısırlık ve sakatlık sorunlarıdır. Dusan Vlahovic gibi bir gol makinesinin kasım ayından bu yana sahalardan uzak olması, takımın hücum planlarını tamamen felç etti. Jonathan David her ne kadar yetenekli bir forvet olsa da, Vlahovic’in sağladığı fiziksel üstünlüğü ve bitiriciliği henüz sahaya yansıtabilmiş değil. Arkadiusz Milik’in de uzun süreli sakatlığı, Spalletti’yi hücumda Kenan Yıldız ve Francisco Conceicao gibi genç isimlerin yaratıcılığına mecbur bırakıyor.
Kenan Yıldız’ın üzerindeki baskı her geçen gün artıyor. Genç yıldızın, takımın en zor anlarında sorumluluk alması bekleniyor ancak etrafındaki yapısal sorunlar onun da verimini düşürüyor. Koopmeiners’ın Galatasaray maçında attığı iki gol, orta sahanın skora katkı vermesi açısından umut verici olsa da, Juventus’un safkan bir golcüye olan ihtiyacı her maçta daha net hissediliyor. Roma karşısında, rakibin katı savunma bloğunu aşmak için sadece bireysel yetenekler yeterli olmayabilir; Spalletti’nin daha kolektif bir hücum planı devreye sokması şart.
Bu büyük randevu, spor bahisleri meraklıları için de oldukça cazip seçenekler sunuyor. Takımların güncel form durumları ve geçmiş istatistikleri ışığında öne çıkan noktaları şu şekilde sıralayabiliriz:
Özetle, 1 Mart akşamı Roma’da sadece bir futbol maçı oynanmayacak; aynı zamanda Juventus ve Spalletti için bir onur mücadelesi verilecek. İstanbul’un yaralarını sarmak isteyen bir dev ile zirve yolunda hata yapmak istemeyen bir başkent ekibinin kapışması, Serie A sezonunun en unutulmaz anlarından birine sahne olmaya aday.
Karşılaşma Detayları:
İtalya futbolunun kalbi, 8 Mart 2026 Pazar günü San Siro’da atacak. Serie A’nın 28. haftasında…
Avrupa futbolunun en prestijli organizasyonu olan UEFA Şampiyonlar Ligi'nde play-off heyecanı, Portekiz'in başkentinde kelimenin tam…
Türk futbolunun son yıllarda yetiştirdiği en yetenekli savunma oyuncularından biri olan Ozan Kabak, kariyerinde adeta…
Galatasaray, 2025-26 Şampiyonlar Ligi play-off turunun ilk ayağında futbol dünyasını sarsan bir sonuca imza attı.…
Alman futbolunun kalbi, 28 Şubat 2026 Cumartesi akşamı Signal Iduna Park'ta atacak. Bundesliga'nın 24. haftasında…
İngiliz futbolunun kalbi, takvimler 1 Mart 2026'yı gösterdiğinde Kuzey Londra'da atacak. Mikel Arteta yönetimindeki ev…